Üretim nedir?

İktisadi fayda, yani insan ihtiyaçlarını tatmin etme kabiliyetini artıran her türlü faaliyet. Daha dar manada, fikren veya bedenle belli bir emek veya sermaye sarf ederek, karşılığında elde edilen hasılat veya hizmet.

Üretim veya istihsal, toprağın işlenerek bir ürün elde edilmesi şeklinde olabileceği gibi, bir fabrikada emek, sermaye ve hammaddenin belirli ameliyelerden sonra yeni bir mamül mal elde edilmesi şeklinde de olabilir. Üretilen bir mal, başka bir üretim biriminin (işletmenin) hammadde girdisi olabileceği gibi nihai tüketim maddesi de olabilir. İktisadi manada üretim, bazen da hizmet şeklinde kendisini gösterebilir. Mesela, otellerde ve lokantalarda yapılan hizmetlerde, insan ihtiyaçlarına yönelik faaliyetler olduğu ve ülke ekonomisine fayda temin ettiği için üretimden sayılırlar. Nitekim, bir devletin toplam üretim miktarı tespit edilirken sanayii ve tarım sektörünün yanında hizmet sektörü de dikkate alınır ve para cinsinden değeri toplama dahil edilir.

İktisat, kıt kaynaklarla sayısız ihtiyaçlar arasında bir denge kurmaya çalıştığı için önemli ve faydalı malların seçimi sözkonusu olmaktadır. Üretimin yapılması için de toprak, emek, sermaye ve müteşebbise ihtiyaç duyulmaktadır. Bu dört unsur, insanların ihtiyaçlarını öncelik sırasına göre tespit ederek üretmektedir. Üretimle tüketim atbaşı gitmektedir. Genel olarak tüketimi yapılmıyan mal veya hizmetler üretilmezler. Diğer bir ifadeyle üretim yapılması, ihtiyaçlardan doğmaktadır. Ancak bu durum bazen da sun’i ihtiyaç dediğimiz lüks tüketimin sonucunda kaynakların lüks üretime tahsis edilmesi şeklinde de kendini gösterir. Bu şekildeki bir üretim şekli, kıt olan kaynakların adaletli bir şekilde kullanılmasını ortadan kaldırmaktadır. Üretim belli başlı dört şekilde görülür:

a) Maddenin tatmin özelliğini değiştirerek maddi fayda meydana getirir.

b) Malların bir yerden başka bir yere nakledilmesiyle mekan faydası meydana getirilir. Mesela, malın çok bulunan bir yerden az bulunan bir yerde pazarlanması ve satılması gibi.

c) Malların bol olduğu zamanlarda stok edilerek az bulunan zamanda kullanılmaya ve istihlaka arzedilmesiyle zaman faydası meydana getirir.

d) Hizmet faydası meydana getirir. Bir doktorun bir berbere yaptığı iş, hizmet faydasıdır.

Üretim faktörleri

Bir üretimin meydana gelmesinde, kullanılan unsurlardır. Üretim faktörleri; toprak, emek ve sermayedir. Ayrıca müteşebbis de üretim faktörlerinden sayılmıştır. Yer altı ve yer üstü kaynaklarıyla tabiattaki her türlü unsur, toprak kavramı içine girer. Emek faktörü, bir mal veya hizmet faktöründeki insan gayretidir. Bu çalışmaların bazısı kol kuvvetine dayanırken, bazılarında fikir kuvveti daha ağır basar. İktisatta her türlü üretim aracı, sermaye sayılır. Böylece daha önce üretilmiş olan bu araçlar, üretim faaliyetinde insana yardımcı olup, faaliyetin verimliliğini arttırır. Bunlardan başka günümüzde, klasik bu üç üretim faktörünün dışında "Teşebbüs unsuru" işin organizasyonunu üstlenmesi ve idare etmesi suretiyle üretimin gerçekleşmesinde önemli bir faktör olarak sayılmıştır.

Sözlükte "üretim" ne demek?

1. Bu etkinlikler sonucu elde edilen nesneler.
2. İnsanların, hayvan ve topraktan ürün sağlama etkinliği, istihsal.

Üretim kelimesinin ingilizcesi

n. production, manufacture, output, generation, outturn, procurement, turnout

Üretim nedir? (Felsefe)

İnsanlığın doğayı kendine mal etmesi süreci.

Bu süreç içinde hem insanlığın maddi yaşam araçları —üretim ve tüketim araçları—üretilir, hem de insanlar arasında toplumsal ilişkiler kurulur ve bu ilişkiler sürekli olarak yeniden oluşur. Üretim, insanlığın varoluşunun belirleyici koşuludur; üretimin doğuşu, insanlığın hayvanlar aleminden sıyrılıp yükselmesi sonucunu doğurmuştur. Üretim faaliyeti, yani insanın doğayı aktif ve tutarlı bir süreç içinde kendine mal etmesi ve onu kendine yararlı duruma getirmesi, insanı hayvandan ayır deden en belli başlı özelliktir. Sınıflı toplumlarda üretim, daima sınıfsal karakter taşır. İnsanlar, üretim süreci içinde sadece doğayı değil, birbirlerini de etkilerler; yalnız maddi zenginlikler üretmekle kalmazlar, aynı zamanda içinde yaşadıkları ve üretim yaptıkları toplumsal ilişkileri de üretirler. Bu yüzden üretim, daima üretim güçleri ile üretimli skileri’ n in bir bütünlüğünü oluşturur.

Üretim daima belirli bir doğasal ortamda belirli toplumsal ilişkiler içinde gerçekleşir; o doğasal ortam ve o toplumsal ilişkiler, üretimin hem ön koşulu, hem de sonucudurlar. Üretimin ilk gelişim evrelerinde, doğal besin maddelerinin zenginliği, topraklardaki bereket, sulardaki balık bolluğu, av hayvanları, meyvalar, vb. doğasal koşullar, üretimin belirleyici öğeleri olmuşlardır. Daha yüksek gelişim basamaklarında ise, çağlayanlar, tekne yüzdürmeye elverişli nehirler vb. doğasal iş araçlarının yanı sıra, iş araçları yapımında kullanılan odun, kömür, maden cevheri, petrol. hammadde zenginlikleri de önem kazanmaya başlamışlardır. Ancak doğasal koşullardan yararlanabilme olanağı toplumun gelişim düzeyine ve en başta da üretim güçlerinin durumuna ve üretim ilişkilerine bağlıdır. Bilimsel-teknik devrimin damgasını taşıyan çağdaş gelişim basamağında ise, doğa koşulları üretimin ilerlemesinde artık belirleyici bir rol oynamaktadırlar. Bu basamakta, bilimin doğrudan bir toplumsal üretim gücü haline gelmesi, üretimin ilerlemesinin en önemli kaynağı olur.

Üretim ve üretimin gelişmesi, tüm toplumsal yaşamın temelini oluşturur. Bunlar sosyo-ekonomik kuruluş’ un karakterini belirlerler. Bir toplumdaki dağıtım, tüketim, işbölümü ve toplumsal zenginliğin bölüşümü, sınıf ve tabakalar halinde toplumsal farklılaşma, tahakküm ve sömürünün ya da adıl bir işbirliğinin toplumsal ilişkileri, hep üretimin birer sonucudurlar. Üretim, her zaman somut-tarihsel bir tarza sahiptir, üretim tarzı dediğimiz bu tarz, üretim güçlerinin ve dolayısıyla üretim ilişkilerinin belirli bir düzeyi tarafından belirlenir ve belirli bir sosyo-ekonomik kuruluşun temelini oluşturur.